
Ürün 1 : Dr.Shiffa Purple (Acı Ot)
İçerik : Acı Maddeler Gentiopikrin Amarogentin Acı Ot
Kullanımı : Günde 3 kere 2'şer kapsül kullanılmalıdır. (günde 6 kapsül)
Yararı : Kanser tedavisine yardımcı bitkisel kapsül
Acı Ot Nedir?
Genellikle 1700 metreden yüksek dağlık bölgelerde yetişir. Ender rastlanan, 100-110 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir.
Kireçli topraklarda yetişir.
MUCİZE ACI OT BİTKİSİNİN İÇERİSİNDE
ACI OT MUCİZESİ
- Kanseri tam anlamıyla yok eden tek bitki acı ottur.
Acı ot vücuda girdiği andan itibaren kanser hücreleri intahar etmeye yani ölmeye başlar.
Kanser hücreleri tamamiyle yok olana kadar ACI OT görevini yapmaya devam eder.
Bu bitki gerçek anlamda Kanser tedavisi için varolmuş bir bitkidir ki tüm çalışmalarımız bunu göstermektedir
ÖZELLİKLE AMERİKA-ALMANYA VE İNGİLTERE 'DEKİ TIP DOKTORLARI ACI OT BİTKİSİYLE KANSER HASTALARINI TEDAVİ ETMEKTEDİR.
Ürün 2 : Dr Shiffa Purple Bitki Ekstratı
İçeriği : Bitki Ekstratlı damla
Kullanımı : Günde 2 sefer aç karnına 1 çay bardağı suyun içine 15 damla damlatılır.Ilındıktan sonra içilerek kullanılır
Yararı : Kanser tedavisine yardımcı bitki özlü damla
1- Sindirim solunum ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında,
2- Romatizmal ve eklem rahatsızlıklarında,
3- Kemik erimesinde (özellikle menopoz döneminde),
4- Ülser, gastrit, prostat, hemoroit ve varis rahatsızlıklarında,
5- İdrar yolları enfeksiyonlarında,
6- Böbrek iltihaplanmalarında (nefrit),
7- Karaciğer, akciğer ve mide rahatsızlıklarında,
8- Grip, nezle ve diğer üst solunum yolları rahatsızlıklarında,
9- Kan seviyesinin düzenlenmesi ve kan basıncının düşürülmesinde,
10- B1 vitamini eksikliğinde,
11- Protein metabolizmasını düzenlemede,
12- Sinir uçları ve kıl kökü iltihaplanmalarında,
13- Kalp ve damar rahatsızlıklarında,
14- Unutkanlık ve parkinson hastalığında,
15- Nefes darlığı, kronik bronşit, astım, guatr ve migren rahatsızlıklarında,
16- Mantar, egzama, akne, sedef, ağız yaraları, burun iltihabı (rinit) ve kulaktaki akut rahatsızlıklarda,
17- Halitosis (ağız kokusu) ve diş eti kanaması, ağrısı,iltihaplanması gibi periodontal rahatsızlıklarda,
18- Diş etindeki damarların yüzeylerini güçlendirmede, diş rahatsızlıklarında(gargara) etkilidir
19- Kolestrol, tansiyon ve ateş düşürmede,
20- Şeker hastalığı rahatsızlığında,
21- Vücuttaki toksinleri atmada,
22- Yanık, kesik ve yara sonucu tahrip olan dokuların yenilenmesinde,
23- İyi-kötü huylu tümör ve kistlerin oluşumunun engellenmesinde ve kontrol al tında tutulmasında,
24- Vücutta oluşan alerji tepkimeleri, deri hastalıkları ve enfeksiyonlarında tedavi edici, vücudu onarıcı, koruyucu ve yenileyici etkisi vardır.
Ayrıca enzimleri bloke eden prostaglandinlere karşı yok edicidir.
Prostaglandinler tarafından ortaya çıkan ağrı ve ateşi ortadan kaldırır.
Bağışıklığın en önemli öğelerinden biri olan fagositozu bakterilere karşı uyarır ve kuvvetlendirir.
Ürün 3 : Damiana İsveç Şurubu
1.İsveç Şurubu Eğer o sık sık koklanır, koku burundan çekilirse, ense kökü onunla nemlendirilir ve onunla ıslatılmış bir bez kafanın üstüne koyulursa, ağrılar ve baş dönmeleri yok olur, bellek ve beyin güçlenir.
2.İsveç Şurubu Çiçek hastalığı ve her türlü egzamalar, burundaki veya bedenin herhangi bir yerindeki kabuklar, şurupla sık sık nemlendirildiklerin de yok olurlar.
3.İsveç Şurubu Diş ağrılarında, biraz suyun içine bir yemek kaşığı dolusu şurup karıştırılır ve bu sıvı bir süre ağızda tutulur veya ağrıyan diş bir pamukla ıslatılır. Ağrı diner ve çürük iyileşir.
4.İsveç Şurubu Dildeki kabarcıklarda veya daha başka rahatsızlıklarda, şurupla sık sık nemlendirildiğinde, kısa sürede iyileşme görülür.
5.İsveç Şurubu Eğer gırtlak hasta veya yaralı ise bu yüzden yiyecek ve içecek rahat yutulamıyorsa sabah, öğlen ve akşamları şuruptan alınır ve yavaş yavaş yutulur. Gırtlağın ateşi azalacak ve yara iyileşecektir.
6.İsveç Şurubu Mide kramplarında, bir yemek kaşığı dolusu alınmalıdır.
7.İsveç Şurubu Kolitlerde, üç yemek kaşığı dolusu, arka arkaya ve yavaş yavaş alınmalıdır. Kısa sürede rahatlanacaktır.
8.İsveç Şurubu Bedendeki gazları böler ve karaciğeri serinletir. Tüm mide rahatsızlıklarını ve bağırsak dizensizliklerini yok eder, dışkılama zorluklarını ortadan kaldırır.
9.İsveç Şurubu Eğer kötü sindiriyor ve yenenleri içinde tutamıyorsa, o mide için çok iyi bir ilaçtır.
10.İsveç Şurubu Aynı biçimde, safra kesesi ağrılarına da iyi gelir.Her gün sabah ve akşam bir yemek kaşığı dolusu içilip geceleri de kompres yapıldığında, tür ağrılar kısa sürede yok olur.
11.İsveç Şurubu Ödemlerde, altı hafta boyunca sabah ve akşam olmak üzere, bir yemek kaşığı dolusu şurup, beyaz şaraba karıştırılarak içilir.
12.İsveç Şurubu Kulak ağrısında ve kulak uğultusunda, bir pamuk parçası şurupla nemlendirilerek kulak yoluna sokulur. Çok iyi gelir ve hatta duymayan kulakların bile duymasını sağlayabilir.
13.İsveç Şurubu Bir kadın dölyatağı ağrısı çekiyorsa, ona üç; gün boyunca, sabahlan birer yemek kaşığı dolusu şurup, kırmızı şarapla karıştırılarak verilir ve yarım saat sonra bir gezinti yaptırılır. Gezintiden sonra kahvaltı edebilir, ama süt içmemelidir. Şurup, hiçbir zaman sütle karıştırılmamalıdır!
14.İsveç Şurubu Gebeliğin son 15 günü içinde, sabah ve akşamlan yarım tatlı kaşığı alınınca, doğumu kolaylaştırır. Son'dan kolayca kurtulabilmek için loğusaya her iki saatte bir kahve kaşığı dolusu verilir ve bu, son ağrısız bir biçimde ayrılana kadar sürdürülür.
15.İsveç Şurubu Doğumdan sonra, sütlenen memeler İltihaplanırsa, uygulanan kompreslerle çabucak iyileşir.
16.İsveç Şurubu Çocukların çiçekbozuğu olmalarını önler. Onlara, yaşlarına göre suyla karıştırılarak verilmelidir. Kabarcıklar kurumaya başladığında, sık sık şurupla nemlendirilmelidir. Böylece hiçbir iz kalmaz.
17.İsveç Şurubu Çocuklarda ve yetişkinlerde kurtlara ve hatta şeritlere karşı başarıyla kullanılır, ama çocuklara yaşlarına göre verilmelidir. Şurupla nemlendirilmiş bir bez göbeğin üstüne bağlanır ve hep nemli kalmasına özen gösterilir.
18.İsveç Şurubu Sarılıkta, eğer günde üç kere birer yemek kaşığı dolusu bu şuruptan alınırsa, şişmiş karaciğerin üstüne kompresler yapılırsa, çok kısa sürede tüm rahatsızlıklar sona erer.
19.İsveç Şurubu .Basurları işletir, böbrekleri iyileştirir, başka bir kür uygulamaya gerek kalmadan, beden de birikmiş olan tüm sıvıları dışarı atar. Depresyon ve melankoliyi iyileştirir, iştah açar ve sindirimi düzene sokar.
20.İsveç Şurubu Başlangıçta sık sık nemlendirilip ve özellikle yatmadan önce içilip, içten de yumuşatıldığında, iç basurların işlemesini sağlar.
21.İsveç Şurubu Eğer biri bayılmışsa, eğer gerekiyorsa zorla ağzı açılarak, bir yemek kaşığı şurup verilirse, o kişi hemen kendine gelir.
22.İsveç Şurubu Bu ilaç, krampların ağrıların da dindirir ve sürekli alındığında, tümüyle iyileştirir.
23.İsveç Şurubu Akciğer hastalıklarında, sabah aç karnına ondan alınır ve bu kür altı hafta sürdürülür.
24.İsveç Şurubu Eğer bir kadın aylık temizliğini yitirir veya onu şiddetli olarak görürse, bu şurubu üç gün boyunca almalı ve bunu yirmi kere yinelemelidir. Fazla olan azalacak, az alan normalleşecektir.
25.İsveç Şurubu Bu ilaç, kadınların beyaz akıntısına da iyi gelir.
26.İsveç Şurubu Sara krizi geçiren kişiye, hemen orada bu şuruptan verilmelidir. Hasta, daha sonra bu ilacı sürekli olarak kullanmalıdır, çünkü o, zayıf düşmüş sinirleri ve tüm bedeni güçlendirir ve tüm hastalıkları yok eder.
27.İsveç Şurubu Kötürümlükleri iyileştirir ve baş dönmesini, mide bulantısını geçirir.
28.İsveç Şurubu Ateşli suçiçeğini ve yılancık hastalığını da iyi eder.
29.İsveç Şurubu Bir kişi, ateşli veya üşüyor ve de güçsüzse, ona bir yemek kaşığı şurup verilir ve eğer o bedenini başka ilaçlarla yüklememişse, kısa sürede kendine gelecek, nabzı normal atmaya başlayacak ve ateş ne kadar yüksek olursa olsun, kısa sürede iyileşecektir.
30.İsveç Şurubu Şurup, aynı zamanda kanseri, eski sivilceleri ve siğilleri, çatlak elleri iyileştirir.
31.İsveç Şurubu Eğer sık sık bu şurupla nemlendirilirse, tüm yaralar hiçbir tehlike oluşmadan iyileşir. İster vurma sonucu, ister kesme sonucu olsunlar şuruba batırılmış bir bez yaranın üstüne örtülür Kısa sürede ağrılar diner, ne kangrene, ne de iltihaba yol açılmaz ve eski mermi yaraları bile iyileşir. Eğer yarada delik varsa, ille de önceden temizlenmesine gerek kalmadan, içine şurup damlatılır. Sık sık tazelenen kompreslerle yara kısa sürede iyileşir.
32.İsveç Şurubu.Bu şurupla 40 kere nemlendirildiğinde tüm yaralar ne kadar eski olurlarsa olsunlar yara izleri ile kesikler iyileşirler.
33.İsveç Şurubu.İyileşmesi olanaksız sayılan fistülleri kökünden yok eder. Eski veya yeni hiç fark etmez .
34.İsveç Şurubu Eğer sık sık nemlendirilirse,tüm yanık ve yaraları, ateş, sıcak su veya yağın eseri olsun kısa sürede iyileştirirler. Yanıkta kabarcık oluşmaz, yanık ağrısı sona erer ve iltihaplı kabarcıklar bile temelinden iyileşirler.
35.İsveç Şurubu Çarpma ve vurma sonucu oluşan şişlikleri ve lekeleri de iyileştirir.
36.İsveç Şurubu İştahsız yiyen kişiye iştahını yeniden kazandırır.
37.İsveç Şurubu Kansızlıkta, şurup bir süre sabahları alınırsa, kişinin yüzüne yeniden renk gelir. Kanı temizler, kan yaptırır ve onun dolaşımını sağlar.
38.İsveç Şurubu Sabahları ve akşamları alındığında ve ağrılı yerlerde kompres uygulandığında, romatizma ağrıları diner.
39.İsveç Şurubu Donmuş elleri ve ayakları, açık yaralar oluşmuş olsa bile iyileştirir. Elden geldiğince sık ama özellikle gece boyunca kompres yapılmalıdır.
40.İsveç Şurubu Nasırların üstüne kompres yapılır ve ağrılı bölge sürekli olarak nemli tutulur. Nasır üç gün içinde kendiliğinden düşer veya çekilip alınabilir.
41.İsveç Şurubu Zehirli ve mikroplu hayvanların ısırıklarını da iyileştirir. Bu durumlarda şurup hem içilmeli hem de yaraya kompres yapılmalıdır. '
42.İsveç Şurubu Veba ve daha başka salgın hastalıklar zamanında ondan gün boyunca sık sık içilmelidir. Çünkü o, veba çıbanlarını ve yumrularını, gırtlakta olmuş olsalar bile iyileştirir.
43.İsveç Şurubu .Geceleyin iyi uyuyamayan kişi, yatmadan önce ondan içmelidir. Sinirsel uykusuzluklarda, kalbin üstünde kompres yapılmalıdır.
44.İsveç Şurubu Sarhoş kişi, iki yemek kaşığı dolusu şurupla hemen ayıltalabilir.
45.İsveç Şurubu Bu şurubu sabahları ve akşamları alanlar, başka bir iIaca gerek duymazlar. Çünkü o bedeni güçlendirir, sinirleri ve kanı tazeler, ellerin ve ayakların titremesini önler. Kısacası, tüm hastalıkları iyi eder. Beden dikleşir, yüz gençleşir ve güzelleşir.
Ürün 4 : Aksu Vital Royal Jelly (saf arı sütü)
Arı Sütü, işçi arıların vücudunda polenlerin sindirimi sırasında ortaya çıkan krem kıvamında bir sıvıdır; arıların başlarının iki yanındaki bezlerden salgılanmaktadır. Arı sütü, işçi arıların ve kraliçe arı adaylarının beslenmesi için petek gözlerinde depolanır ve özel olarak vakumlanarak toplanmaktadır.
İşçi arılar sadece üç gün boyunca arı sütüyle beslenmekte, kraliçe arı ise tamamen arı sütüyle beslenmektedir. Sırf bu beslenme farkından dolayı işçi arılar yedi-sekiz hafta yaşadığı halde, kraliçe arı 5-7 yıl ömür sürmektedir.
Arı sütünde % 2.0-6.4 oranında 10 hidroksi delta-2-dekenoik asit (HDA) bulunmaktadır. Arı sütünün içeriğinde kolajen, lesitin, A, C, D ve E vitaminleri ile tüm B vitamini kompleksleri bulunmaktadır, pantotenik asit açısından oldukça zengin bir bileşendir. Bununla beraber, fitosteroller (özellikle beta-sitosterol), enzimler, asetilkolin ve estrodiol ve testosteron gibi hormonlar da içermektedir.
GÖĞÜS KANSERİ TEDAVİ SETİ KEMOTERAPİNİN TÜM YAN ETKİLERİNİ ORTADAN KALDIRIR.SET 1 AYLIK KÜRDÜR.EN AZ 120 GÜN DÜZENLİ OLARAK KULLANILMALIDIR.GÖĞÜS KANSERİ TEDAVİSİNDE % 100 ETKİLİDİR ve TÜMÖRLERİN YAYILMASINI ÖNLER.MEVCUT TÜMÖRLERİN YOK OLMASINI SAĞLAR.
Ürünümüz Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından Onaylıdır. Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
GÖĞÜS KANSERİ HAKKINDA
Nedenler, görülme sıklığı ve risk faktörler:
En sık görülen tipi süt kanallarında başlayan ductal carsinom dur. Diğer bir tipide lobuler carsinom dur. Göğüs kanserinin birçok tipi için sebep bilinmemektedir. Kısa bir süre önce yapılan çalışmalar BRC1 ve BRC2 adlı iki genin göğüs kanserinin ailevi tipinden sorumlu olabileceğini göstermiştir. Şişmanlık, erken menarş ve çocuk doğurmamış veya geç doğurmuş olmak riski arttırmaktadır. Erkeklerde de kadınlar kadar sık olmasa bile görülme olasılığı vardır. İstatistiklere göre her 8-9 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde göğüs kanseri gelişmektedir. 30 yaşından sonra risk artmaktadır. Göğüs kanseri teşhis edilen kadınların ortalama yaşı 60 dır. Gelişmiş ülkelerde (japonya hariç) daha fazla, az gelişmiş ülkelerde daha az görülmektedir. Amerika 'da yapılan araştırmalarda beyazlarda (özellikle Kuzey Avrupa kökenli olanlarında) görülme oranı beyaz olmayan ırklardan daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Risk faktörler:
• Annesinde veya kardeşinde göğüs kanseri hikayesi olanlar
• Yumurtalık kanseri, kalın barsak kanseri, uterus kanserleri
• Erken Menarş (12 yaşından önce adet kanamasının başlaması)
• Geç Menapoz (55 yaşından sonra)
• 30 yaşından sonra hamile kalmak veya hiç hamile kalmamak
• Radyasyona maruz kalmak
• Postmenapozal östrojen tedavisi ve doğum kontrol hapı kullanımı (Yapılan son çalışmalar böyle bir riski doğrulamamaktadır. )
Bazı çalışmalar göğüs kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir. Çok yağlı yiyen bayanlarda daha sık görülmektedir. Yaşlı ve şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır. Bazı bilim adamları az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin ve kilonun korumasının riski azalttığını öne sürmektedirler. Alkol kullanmak ta riski arttırmaktadır.
Bulgular:
• Kendi kendine göğüs muayenesi ile göğüste görülen kitle ve şekil değişikliği (genellikle ağrılı, sert ve sınırları belirsiz bir kitle)
• Koltuk altında kitle
• Anormal Meme başı akıntısı. Genellikle kanlı veya kirli sarı akıntı. İltihap benzeri akıntı.
• Göğüste meme başı ve areola civarında renk değişikliği ve ciltte çekilmeler.
• Meme başında şekil değişikliği, çekilmeler
• Sadece bir göğüste rahatsızlık
• Sadece bir göğüste büyüme
• Kemik Ağrıları
• Kilo Kaybı
• Kolda şişlik
• Göğüs ağrısı
Belirtiler ve tetkikler:
• Doktor tarafından hastanın kendi kendine yaptığı meme muayenesindeki bulgular değerlendirilerek iyi huylu-kötü huylu kitle ayrımı için ön fikir alınır.
• Mammografi kitlenin tanımlanmasında yardımcıdır.
• Termografi kitlenin tanımlanmasında yardımcı olabilir.
• Meme başı aspirasyon materyali veya kitle biyopsisi kistik veya solid kitleyi, ayırt etmede yardımcı olabilir.
• Kitlenin bir kısmı alınarak yapılan cerrahi biyopsi tanı da yaralıdır.
Evreleme:
1. Tümör çapı 2cm den az, nodül yok, uzak metastaz yok
2. Tümör çapı 5cm den az, nodül fixe değil, uzak metastaz yok
3. Tümör çapı 5cm den büyük, cilt veya göğüs duvarına yapışıktır. Supra klavikular nodüller vardır, uzak metastaz yok
4. Uzak metastaz oluşmuştur.
Bunlardan başka CEA (carcinoembryonic antigen) testi ve göğüs rontgeni gibi araştırmalar gerekebilir.
Tedavi:
• Lokal Tedavi:Lumpektomi. mastektomi parsiyel, total veya koltuk altı lenflerini de içeren radikal) ve radyasyon tedavisi direk olarak tümoer yönelik tedavilerdir.
• Sistemik Tedavi: Kemoterapi ve hormon tedavisi
Hastaların çoğunda cerrahi tedavi, radyasyon tedavisi, kemoterapi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonu uygulanır. Genellikle iyileşebilir meme kanserlerinde aksiller diseksiyon ile birlikte parsiyel mastektomi ve radyasyon tedavisi en çok önerilen tedavidir.
Hastalığın gidişi:
Uygun tedaviyi alan hastalarda beş yıllık yaşama oranı:
• Evre 1:% 85
• Evre 2:% 66
• Evre 3:% 41
• Evre 4:% 10
Komplikasyonlar:
Akciğer, karaciğer, kemik gibi uzak yerlere metastazlar yapabilir. Lenf nodlarında tutulum yoksa total mastektomi ve aksiller diseksiyondan sonra yerel yineleme oranı % 5, nodlarda tutulma varsa % 25 dir.
Hangi durumlarda tıbbi yardım almalıdır?
• Eğer göğüs kanserine ait herhangi bir belirti varsa
• 40 yaş veya üzerinde iseniz ve henüz hiç mammogramınız yoksa
• 35 yaşın üstünde iseniz ve anneniz veya kız kardeşinizde göğüs kanseri, uterus kanseri, endometrium kanseri, ovarium kanseri, kolon kanseri hikayesi varsa
• Kendi kendinize yaptığınız meme muayenesinde şüpheniz varsa
• Mutlaka profesyonel tıbbi yardım almalısınız.
MEME KANSERİ YANLIŞLARI
Toplumda son yıllarda meme kanserine verilen önemin daha da arttığını, bunda sosyal bilinçlendirme kampanyalarının büyük önem taşıdığını ifade eden Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Kliniği'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, ancak kendilerine başvuran hastalarda hala bazı yaygın yanlışlara rastladıklarını belirtti.
Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu toplum arasında yaygın olan 10 yanlış noktayı belirterek doğru bilgileri aktardı:
1. Bıçak (neşter) değerse kanser kötüleşmez!
Hastada mamografi ya da ultrason yöntemiyle büyük olasılıkla meme kanseri olduğunu tespit ettiğimizde, tümörün hemen ameliyatla alınması gerektiğini ve arkasından diğer tedavilere başlamamız gerektiğini söylüyoruz. Ancak bu durumla karşılaşan birçok hasta “Kansere neşter değerse daha kötü olmaz mı?” tepkisini veriyor. Bu çok yaygın; fakat çok yanlış bir tepki. Çünkü meme kanseri erken dönemde yakalanırsa hastalarda tam tedavi sağlama şansımız var. Bu tedavide de en önemli payı cerrahi müdahale alıyor; yani tümörün ameliyatla vücuttan uzaklaştırılması. Diğerler yöntemler ise yardımcı tedavilerdir. Gerekli olan vakalarda kemoterapi ve radyoterapi de büyük önem taşıyor. Ama cerrahi yapılmazsa diğer tedavilerin pek anlamı yok.
2. Ailenin geçmişinde meme kanseri varsa, hekime başvurmak için tümör oluşmasını beklememek gerekiyor!
50 yaşına gelmiş ve örneğin hem halasında hem babaannesinde meme kanseri olan bir hasta “Şimdi elime bir sertlik geliyor ve daha önce de bu konuyla ilgili hiç doktora gitmedim” diyerek hekime başvurabiliyor. Bu çok büyük bir hata. Meme kanserinde genetik miras büyük önem taşıyor. Özellikle birinci derece yakınlarda meme kanseri olması çok risk arttırıcı bir durumdur. Ailesinde meme kanserli akrabaları olan kadınların diğer kadınlara göre daha erken yaşlardan başlayarak ve daha sık aralıklarla meme kontrollerine gitmeleri gerekir.
3. Ailenin erkeklerinin de meme kanseri geçmişi hesaba katılmalı!
Hastalara ailelerinde daha önce meme kanserine rastlanıp rastlanmadığını soruyoruz. Ancak birçok hasta sadece ailenin kadın üyelerini hesaba katıyor. Hatta bazıları sırf anne tarafı akrabalarını gözden geçiriyor. Halbuki meme kanserinin genetik riskini ailenin anne ve baba tarafı eşit oranda artırıyor. Yani hastanın halasında meme kanseri olmasıyla teyzesinde olması aynı değerdedir.
4. Meme kanseri ameliyatlarında memenin tamamının alınması gerekmiyor!
Modern cerrahide artık meme kanseri ameliyatlarının çoğunda memenin tamamının alınması gerekmiyor. Ülkemizde bazı üniversite hastanelerinde, “Parsiyel Mastektomi” denilen, yani memenin sadece tümörlü bölümünün alınması işleminin tarihi neredeyse 30 yıla dayanıyor. Bu yaklaşım günümüzde gelişmiş tıp merkezlerinde standart tedavi olarak uygulanıyor. Tabii ki hala meme kanserinde memenin tamamının alınmasını gerektiren durumlar da var. Ancak hastaların dörtte üçünde memenin sadece tümörlü kısmı alınarak, ameliyatlar kozmetik bir kusur yaratılmadan gerçekleştirilebiliyor.
5. Her meme kanseri hastasında lenf bezlerinin tamamı alınmıyor!
8-10 sene öncesine kadar bir kadının bir memesinde kanser tespit edildiği zaman ameliyat sırasında o memenin bulunduğu taraftaki koltukaltı lenf bezlerinin de temizlenmesi gerekiyordu. Ancak hastaların yaklaşık yarısında, patolojik inceleme sonunda, çıkarılan lenf bezlerinin hiç birinin kanser tarafından tutulmamış olduğu anlaşılıyordu. Bir başka ifadeyle, bu hastalarda boşuna koltukaltı lenf bezleri çıkarılmış oluyordu. Oysa günümüzde “Sentinel Lenf Nodülü Biyopsisi” adını verdiğimiz bir yöntemle, boya veya radyoizotopla işaretlemek suretiyle koltukaltı lenf bezlerinden örnekleme yapılıyor. Örnekleme yapılan 1-2 lenf bezinde tümör hücresi yoksa diğer lenfleri çıkarılmıyor. Bu yöntem sayesinde, koltukaltında tutulma olmayan hastalar gereksiz bir işlemden korunmuş oluyor. Böylece meme kanseri hastaları, korkulu rüyaları olan kol şişmesi (kol ödemi), kolda güç ve his kaybı gibi komplikasyonlardan kurtulmuş oluyorlar. Kanserin koltukaltına da atladığının belirlendiği hastalarda ise koltukaltı lenf bezlerini temizlemek gerekiyor.
6. Genetik test herkese uygulanmıyor
• Ailesinde erkek akrabaları dahil iki veya daha fazla birinci derecede akraba kişide meme kanseri görülmüş olanlar,
• İki kişiden fazla birinci derecede akrabasında meme kanseri ve yumurtalık kanseri olanlar,
• Ailesinde genç yaşta (menopoz öncesi) meme kanseri ya da yumurtalık kanseri hastaları olanlar
• Ailesinde 2 memesinde birden meme kanserine yakalanmış birinci dercede akrabaları olanlar
meme kanseri için genetik risk altında kabul edilirler.
Bu tür hastalar için kullanılan BRCA1 ve BRCA2 adı verilen meme kanseri genetik testleri öneriliyor. Bu testlerin biri ya da ikisinin pozitif çıkması bu hastaların hayatlarının bir döneminde yüzde 85’lere varan oranlarda meme kanserine yakalanacaklarına işaret ediyor. Bu kişilerde yumurtalık kanserine yakalanma oranı da % 40 gibi yüksek düzeylerdedir. Ancak bunlar sadece küçük bir grup hastaya uygulanabilecek testler. Yani bir hastanın gen testi adayı olabilmesi için genetik risk grubuna gerçekten dahil olması gerekiyor. Oysa, böyle bir testin varlığını çeşitli yollardan öğrenen birçok kadın bu testi yaptırmak için hekimlere başvuruyor. Ancak bu test hem pahalı bir testtir hem de testin sonuçları ile her hasta başa çıkamayabilir. Çünkü bu test pozitif çıkarsa seçeneklerden bir tanesi iki meme dokusunun da daha kanser çıkmadan alınıp yerine protez konulması. Bir diğer yöntem ise koruyucu ilaçlar verilmesi ve hastanın yakından izlemesi. Bunlar yerine getirilmeyecekse testin yapılmasının bir anlamı olmayacaktır. Özetle, hastanın bu testleri yaptırmadan önce psikolojik olarak olası sonuçlarına ve gereğini yapmaya hazır olması gerekir.
7. Meme kanseri erkeklerde daha ölümcül değildir!
Her ne kadar yaygın bilinçlendirme çalışmaları yapılsa da, toplumda erkeklerde meme kanseri görülmediğine dair yaygın bir kanı var. Bu yüzden erkekler memelerinde ellerine bir sertlik, kitle geldiğinde veya bir yara oluştuğunda akıllarına meme kanserini hiç getirmiyorlar ve uzun süre hekime başvurmuyorlar. Geciktikçe hastalık ilerliyor, artık doktora gitmek kaçınılmaz hale geldiğinde de zaten kanser vücuda yayılmış oluyor; tedavide başarı ihtimali çok düşüyor. Bu durum sanki erkeklerde meme kanserinin kadınlarda olduğundan çok daha öldürücü olduğu gibi bir izlenim oluşturuyor. Oysa ki erkekteki meme kanserinin tıbbi olarak daha kötü seyrettiğine dair bilimsel bir bilgi bulunmuyor. Erkeklerdeki meme kanseri biyolojik olarak farklı bir tümör değildir ve erken teşhis edildiğinde erkeklerde de tam iyileşme sağlanabilir.
8. Meme kanseri ve yumurtalık kanserinin ortak noktaları bulunuyor!
Hem yumurtalık kanserinde hem de meme kanserinde kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen etkileri var. Genetik olarak bir hastanın ailesinde meme kanserli hasta sayısı fazla olduğunda meme kanser riski arttığı gibi, aynı şekilde ailede yumurtalık kanserli hastanın çok olması da hem yumurtalık hem de meme kanserine yakalanma riskini artırıyor. Yine BRCA1 ve BRCA2 testi pozitif ise yüzde 40 ihtimalle yumurtalık kanseri olma riski vardır. Bu sebeple BRCA1 veya BRCA2 pozitif çıkan hastalarda meme dokusunun hasta olmadan önce alınması ve bazı hastalarda buna ek olarak yumurtalıkların da çıkarılması önerilir.
9. Bilinen risk etkenlerine sahip olmayan kadınlar da meme kanserine yakalanabilirler!
Bazı istatistiki çalışmalara göre:
• Hiç çocuk sahibi olmamışlara oranla, çocuk doğurmuş olanlarda meme kanseri riski daha düşüktür.
• Genç yaşta doğum yapmışlara oranla, ilerleyen yaşlarda doğum yapmışlarda meme kanseri riski daha yüksektir.
• Emzirenlerde emzirmeyenlere oranla meme kanseri riski daha azdır.
Ancak bu etkenler meme kanseri riskini küçük oranlarda değiştirirler. Meme kanserine yakalanan hastaların üçte ikisi bilinen meme kanseri risklerini taşımayan kadınlardır. Bilinen risk faktörlerinin kendilerinde olmadığını düşünerek meme muayenelerini ve mamografilerini aksatan kadınlar daha büyük risk altındadırlar. Hiçbir risk faktörü taşımasalar da bütün kadınların 40 yaşından başlamak üzere yılda bir kez bir genel cerraha muayene olmaları ve tarama mamografi çektirmeleri şarttır.
10. Kanserin tedavisi kadar memenin estetiği de büyük önem taşıyor!
Meme kanseri ameliyatlarında her ne kadar memenin bir parçası alınsa da kalan dokunun mutlaka kozmetik olarak kabul edilebilir bir düzeyde olmasına gayret ediyoruz. Bütün meme ameliyatlarında dokuda bir çökme, estetik bozukluk olmaması mutlaka onarım yapıyoruz. Bazen, tümörün çıkarılmasından çok onarmak için vakit harcanıyor. Ancak bazı işlemlerde plastik cerrahi uzmanı meslektaşlarımızın işbirliği gerekiyor. Örneğin, cildin korunarak meme dokusunun tamamının çıkarılıp yerine protez konulan vakalarda plastik cerrahlarla birlikte çalışılıyor.
Memesinin tamamı önceden alınmış hastalarda yeni meme oluşturulması da mümkün. Yeni meme ya “implant” denilen protezlerle oluşturuluyor ya da hastanın kendi dokularıyla yani karındaki ya da sırttaki bazı dokuların kullanılmasıyla gerçekleştiriliyor. Burada temel amaç, hastanın meme kanserinden dolayı bir ameliyat geçirdiğinde bir uzuv kaybına, yani meme gibi kadının cinsel kimliğini de oluşturan çok önemli bir organı kaybetmemesidir. Her ne kadar kadınların birçoğu meme kanseri ile ilk karşılaştıklarında korku ve panik ile “Hiç önemli değil, kanser varsa mememi alın gitsin” şeklinde bir tavır sergileseler de, meme kaybı çok önemli, kalıcı ruhsal sorunlara, beden algılamasıyla ilgili depresyonlara neden oluyor. Bazı hastalar geleneksel görüşler sebebiyle sıkıntılarını saklıyor, belli etmemeye çalışıyorlar. Ama memenin bir kadın için ne kadar önemli bir organ olduğu biliniyor. Vücuttaki esas işlevi bebeği beslemek olan meme, kadının beden algılamasında ve cinsel yaşamında çok önemli bir yere sahip ve kolay vazgeçilmemesi gereken bir organ. Hastanın memesini korumak için elden gelen bütün gayreti gösterilmeli; fakat en büyük önceliğin hastayı kanserden kurtarmak olduğu unutulmadan, estetik kaygılarla hastanın hayatı da tehlikeye atılmamalıdır.
Teslimat Bilgileri (Neden Biz)
1.Bitkisel Park Türkiyenin en geniş ve en güvenilir doğal sağlık merkezidir.
2.Sitemizde bulunan tüm ürünler uzman doktorlar tarafından üretilen,Tarım Köy İşleri Bakanlığından onaylı ürünlerdir.
3.Siparişinizi teslim aldığınız ana kadar Bitkisel Park güvencesi altındadır.
4.Sitemizden ister kapıda kredi kartı,ister kapıda nakit,isterseniz kredi kartıyla online ödeme veya banka havalesi yaparak ödeme yapabilirsiniz.
5.Bitkisel Park Kredi kartı onay departmanı sitemizden kredi kartıyla alışveriş yapan müşterilerimizin güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuştur.
6.Kredi kartıyla oluşturulan siparişlerde ilgili bankanın güvenlik kontrol birimi kart sahibinin gerçekliğini kontrol etmekte ve gerekirse müşteri ile irtibata geçerek onay almaktadır.
7.Güvenlik birimimiz tarafından onay alınamayan siparişler iptal edilmekte ve sipariş tutarı kredi kartına geri iade edilmektedir.
8.Sitemizden alışveriş yapmak son derece hızlı ve kolaydır, üyelik gerektirmez.Üye olan müşterilerimiz Bitkisel Park kampanyalarından yararlanabilir ve siparişlerini online takip edebilmektedir.
9.Siparişlerinizle ilgili her türlü soruyu 0224 271 55 55 veya 0507 930 03 31 nolu telefonu arayarak uzmanlarımıza danışabilirsiniz.
10.Bitkisel Park'tan almış olduğunuz ürünlerde kullanım talimatı ve bilgileri detaylı olarak bulunmaktadır.
11.Siparişleriniz aynı gün içerisinde kargoya verilir.2 iş günü içerisinde adresinize ulaşır.
12.Online destek hattımızdan 7/24 saat yararlanabilirsiniz.
