|
Böbrek Taşları
Henüz
tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan
özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek
içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı
Nefrolitiazis dir.
Böbrek Taşları hakkında ansiklopedik bilgi
Henüz
tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan
özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek
içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı
Nefrolitiazis dir. Oluşan bu taşlar golf topu kadar büyük olabileceği
gibi kum tanesi kadar küçükte olabilirler. Düzgün yuvarlak, sivri,
asimetrik vs. çeşitli şekillerde olabilirler. Çoğu taş sarı-kahverengi
renklerdedir. Ancak kimyasal bileşimine göre bronz rengi, altuni veya
siyah renkli taşlar da olabilir.
Bazı
taşlar hiç belirti vermeden böbrekte kalabilirler. Bazıları ise
ureterler, mesane ve uretra boyunca yer değiştirirler ve idrarla dışarı
atılabilirler. Küçük olan taşlar herhangi bir belirti vermeden veya çok
az bir rahatsızlıkla dışarı atılabilirken daha büyük olan taşlar çok
şiddetli ağrılara sebep olabilirler.Bazende idrar geçişini önleyebilen
tehlikeli tıkanıklıklar oluşturabilirler.
Görülme Sıklığı:
Oldukça
sık görülen bir hastalıktır. Erkeklerin % 10-15 i, kadınların ise
ortalama % 5 inde görülür.İlk olarak genellikle 20-30 yaşlarında ortaya
çıkar. Özellikle erkeklerde bir kez taş oluşmuş erkeklerin 2/3 ünde
ortalama 9 yıl içinde taş tekrarlamaktadır.
Sebepleri:
Böbrek
taşını oluşturan sebepler kesin olarak bilinmemektedir. Bazı
araştırmacılar içilen suyun çok fazla sert ( kalsiyum sulfat içeriği
fazla ) veya çok fazla yumuşak ( sodyum karbonat içeriği fazla )
olmasının etki edebileceğini söylemektedirler. Aşırı alkol tüketimi, gut
hastalığı da aşırı taş oluşumuna sebep olabilir.Bazı araştırmacılar ise
aşırı sıvı kaybına neden olan sıcak iklimlerde böbrek taşının daha sık
rastlandığını, bir başka grup birtakım özel yiyeceklerin bövrek taşına
neden olduğunu iddia etmektedir. • Supersaturasyon teorisi: ( aşırı
doygunluğa bağlı kristalleşme teorisi.) En yaygın teoridir. Vücudun
susuz kalmasına bağlı olarak idrar daki sıvı oranı ile çözünen katı
maddeler arasında dengesizlik oluştuğuna inanılır. Bu çözünmüş artık
maddeler ile aşırı yüklenen idrar bir noktada doygunluğa uğrar ve bu
noktadan sonra artık maddeler yavaş yavaş birikerek kristalizasyona ve
taş oluşumuna sebep olur. Bu nedenle taş oluşumunu engellemek için çok
miktarda su içilmesi önerilir. • İnhibitörler: Normal idrar
kristalleşmeyi engelleyen inhibitörleri içermektedir. Bir teoriye göre
bazı kişilerde bu inhibitörler yeterli görevi yapamamakta ,
kristalleşmeyi ve dolayısıyla taş oluşumunu engelleyememektedir.
Böbrek Taşlarının Tipleri:
Böbrek taşları kimyasal içerik olarak farklılıklar gösterir. • Kalsiyum Taşları:
Tüm
böbrek taşlarının yaklaşık % 70-80 i ya kalsiyum oksalat, veya kalsiyum
fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur. Kalsiyum diş ve kemik
sağlığında önemli rol aynar ve normal diyette bulunur. Kalsiyumun
fazlası idrar yolu ile ile vücuttan uzaklaştırılır. Kalsiyum taşları da
hiperkalsiüri ( idrarda aşırı kalsiyum bulunması ) li kişilerde
oluşmaktadır.
Kalsiyum
taşı oluşan hastaların % 40 ında sebebi bilinmeyen ailevi geçişli
kalsiyum metabolizması bozukluğu vardır.Ender olarakta kalsiyum
metabolizmasını harekete geçiren parotiroid hormonunu aşırı miktarlarda
üreten paratiroid bezi tümörü sebep olmaktadır. Furasemid gibi
diüretikler, kalsiyum bazlı antasitler ve steroidler de hiperkalsiüri ye
neden olabilmektedir. Aynı zamanda bazı barsak hastalıkları, A ve D
vitamininin çok yüksek miktarlarda alınması, et, tavuk, balık gibi
yiyeceklerin aşırı alınması da sebep olabilmektedir.
Diyette
B vitamininin çok az veya C vitamininin çok fazla olması ile kalsiyum
oksalat taşlarının oluşumu arasında bir ilişki kurulmaktadır. • Ürik Asit Taşları:
Ürik
asit vücutta protein yıkımı sonucu normal olarak oluşur ve idrarla
atılır. Ancak bazı kişilerde özellikle erkeklerde ürik asit böbreklerde
ve eklem yerlerinde birikebilir. Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi
geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik
asit taşları oluşur.
Böbrek
taşlarının % 5-23 ü ( özellikle çoğunlukla erkeklerde olmak üzere) ürik
asit taşlarıdır. Ürik asit taşlarında genetik faktörlerin de rol
oynadığı öne sürülmektedir. Yüksek proteinli ( özellikle et ürünleri
fazla ) diyet alanlarda ürik asit taşı oluşma olasılığı artmaktadır. • Enfeksiyon taşları:
Tüm
taşların yaklaşık % 20 sini oluştururlar. İdrardaki ürenin bakteriler
tarafından bozulması ile asidikleşen idrarda oluşan amonyak ve
magnezyumun kristalleşmesi enfeksiyon taşlarına neden olmaktadır. Üriner
sistem enfeksiyonu geçirmeye daha yatkın olan kadınlarda erkeklere
oranla daha sık rastlanmaktadır. • Sistin Taşları:
Sistin
sinir kas ve bazı dokuların yapı taşlarından olan aminiasitlerden
biridir. Ender görülen ailevi bir hastalık olan sistinüri de böbrekler
de sistin taşları oluşur. Tüm taşların % 1-2 sini oluşturmaktadır.
Ek bilgi
Çok
çeşitli sebeplere bağlı olarak idrar yollarında meydana gelen,
muhtevaları farklı taşlar. Böbrek ve idrar yollarındaki taşlar, idrar
yollarının tıkanmasına bağlı olarak gelişen, böbrek hastalıklarının en
sık görülen sebebidir. En sık 20-40 yaşları arasında görülür.
İdrar
yolu taşları, genellikle vücuttaki hassas bir dengenin bozulması
sonunda meydana gelir. Böbrekler, vücuttaki suyu korurken, çözünürlüğü
az olan bir takım maddeleri de atmak zorundadır. Bu iki zıt durum
arasında diyet, iklim ve aktiviteye uyumun sağlandığı bir denge
kurulmalıdır. İdrarda, kalsiyum kristallerinden zerrecikler meydana
gelmesini önleyen ve çözünen maddelerdeki kalsiyumu bağlayan maddeler
mevcuttur. Atılma miktarının artması veya aşırı su tutulması sebebiyle
idrar, çözünmeyen maddelere doyunca, kristal zerrecikler hasıl olur,
büyür ve taş meydana getirmek üzere çökmeye başlar. Kalsiyum oksalat ve
fosfat kendi aralarında birçok taş kompleksleri meydana getirebilir.
Kalsiyum oksalat, fosfat, ürik asit ve sistinin idrarla fazla atılması
veya fazla su kaybı, idrarın yoğunlaşıp, çözünmüş madde miktarının
artmasına sebeb olabilir. İdrar iyonlara doyunca kümeleşmeler olur. Bu
kümeler sabitleşince, çekirdek meydana gelir ve çekirdek bir taş meydana
getirmek üzere büyür.
Kalsiyum,
ürik asit, sistin ve struvit (magnezyum, amonyum fosfat) taşları hemen
hemen böbrek taşlarının hepsini meydana getirirler. Kalsiyum oksalat ve
fosfat taşları bütün taşların % 75 ila 85'ini yaparlar.
Kalsiyum
taşları genellikle 30 yaş üstündeki erkeklerde görülür. Taş oluştuktan
sonra yeni taşların oluşma süresi hızlanabilir. Her 2-3 senede bir
tekrarlayabilir. Kalsiyum taşı hastalığı, büyük ölçüde irsidir. Uzun
süre yatalak olan hastalarda, bazı kemik hastalıklarında, paratiroid
bezi hastalıklarında, böbrek hastalıklarında, aşırı D vitamini alanlarda
görülebilir. Kalsiyum oksalat taşları iltihap sonucunda da olabilir.
Ürik
asit taşları direkt (düz) filmde görülmez (diğer taşlar görülür). Ancak
ilaçlı filmde (İ.V.P) görülebilir. Umumiyetle erkeklerde görülür. Ürik
asit taşı gelişen hastaların bir kısmında gut hastalığı da mevcut olup,
irsidir. Fazla et yiyenlerde, uzun süren yüksek ateşli hastalıklarda,
kan kanserinde, kanser tedavisi esnasında görülebilir.
"Sistin" taşları çok nadirdir, irsidir.
"Struvit"
taşları sık görülür ve tehlikelidir. Genellikle kadınlarda rastlanan bu
taşlar, bakterilerin sebep olduğu idrar yolu iltihapları sonucunda
meydana gelir. Bu taşlar büyük ebatlara erişip, böbrekten çıkan idrar
yolundaki böbrek havuzunu doldurabilir.
Taşların belirtileri:
İdrar yolu yüzeyini kaplayan taşlar belirti vermeyebilirler. Herhangi
bir sebeple çekilen karın filminde idrar yolu taşı tesbit edilebilir.
Bazen de idrarda gözle görülebilen veya mikroskobik kanamalar olabilir.
Umumiyetle taş parçalanıp yerinden oynar ve idrar yoluna girip tıkar,
ağrıya sebep olur. Taş, üreterden (böbrek ve mesane arasındaki idrar
yolu) belirti vermeden geçebilir, fakat çoğu zaman bu geçiş ağrı ve
kanama yapar. Böğürde giderek artan bir ağrı başlar. 20-60 dakikada ağrı
şiddetlenir, bu durumda ağrı kesiciler gerekir. Ağrı böğürde
kalabildiği gibi alt kısımlara da yayılabilir. Ağrının aşağıya kayması,
taşın üreterin alt ucuna hareket ettiğini gösterir. Üreterin mesaneye
girdiği bölgede olan taş; sık idrara çıkma, ağrılı idrar yapma gibi
belirtilere sebep olur ve idrar yolu iltihapları ile karışabilir.
Hareket halindeki taş kanama yapar. Taş bulunan hastada, idrar yolu
iltihabı sık görülür. Bu iki hastalık birbirinin ilerlemesini arttırır.
İdrarla,
üreterleri tıkayacak miktarda ürik asit veya sistin atılabilir.
Kalsiyum oksalat kristalleri tıkanma yapmaz, kum şeklinde atılabilir.
Kalsiyum fosfat kristalleri idrarı süt kıvamına sokabilir, tıkanma
yapmaz.
Taş hastalığında ayrıca; bulantı, kusma, bel ağrısı, karında şişkinlik ve ishal gibi belirtiler olabilir.
Böbrek taşı
olan hastaların tedavi ve değerlendirilmesi: Böbrek taşlarının
oluşumlarının ve böyümelerinin önlenmesi için taşın cinsi ve sebebi
araştırılmalıdır. Hastalığın mühim bir kısmında, taşa sebeb olan ve
serum ve idrarın kimyasal analizi ile ortaya çıkarılabilen metabolik
hastalıklar mevcuttur. Serum ve idrarda gerekli tahliller yapılır.
Mümkünse böbrek taşının muhtevası incelenerek buna göre perhiz ve tedavi
planlanır. Bozukluk ne olursa olsun her hasta susuz kalmaktan kaçınmalı
ve günde 6-8 bardak su içmelidir.
Böbrek ve idrar yollarında
mevcut taşların tedavisi için tıbbi ve cerrahi yönden yaklaşmak
gereklidir. Tedavi; taşın yerleştiği yere, yaptığı tıkanıklığın
durumuna, böbreklerin çalışmasına, iltihabın olup olmamasına, ameliyat
riskine, hastanın durumuna göre değişir. Genel olarak; şiddetli tıkanma,
iltihap, dayanılmaz ağrı, çok şiddetli kanama varsa taşın cerrahi
metodlarla veya mesaneden sistoskopla girerek alınması (basket metodu)
yoluna gidilebilir.
Son yirmi beş senedir,
böbrek taşlarının tıbbi tedavisinde mühim gelişmeler olmuştur. Kalsiyum
oksalat taşlarının tedavisinde hasta bol sıvı almalıdır. Sıvı; oksalat
muhtevası yüksek çay, kahve veya meyve suları yerine tercihen su
şeklinde alınmalıdır. Hastanın diyetindeki kalsiyum ve oksalat
kısıtlanmalıdır. İdrarla oksalat itrahını arttıracağından, aşırı
C-vitamini alınmamalıdır. Oksalat kumu çok sebze yiyenlerde meydana
gelir. Oksalat bulunan sebzeler yenmemelidir. Kuzu kulağı, ıspanak,
beyaz fasulye, semizotu, elma, armut, kiraz, vişne, çilek ve incir
yasaktır. Biber, çikolata, kakao yasaktır. Kepeksiz beyaz ekmek
yemelidir. Böbrek taşına karşı en iyi ilaç terementidir. Terementiden
ceviz kadarını şekerle veye menekşe şerbeti ile içmek çok faydalıdır.
Terementinin taş düşürdüğü, Fransızca tıb kitaplarında yazılıdır. Nieron
adındaki mayi (sıvı) da, böbrek taşlarını parçalamakta, bunları ve
kumları dökmektedir. Bu ilaç, günde üç defa yemeklerde otuzar damla
alınmalıdır. Perhizler, başarısız kalırsa tiazit grubu idrar söktürücü
ilaçlarla tedavinin uygulanmasına başlanabilir. Kalsiyum oksalat
taşlarının tıbbi tedavi ile erimesi mümkün değildir. Tedavinin gayesi
yeni taş teşekkülünü önlemektir.
Ürik asit taşlarının
mühim bir kısmı, et, balık ve kümes hayvanı etlerinin aşırı alınmasına
bağlıdır. Diyeti değiştirmek ideal bir tedavi olur. En çok ürik asit
yapan genç hayvan etleri, jelatinli etler (baş, ayak, deri), beyin,
karaciğer, böbrek ve işkembedir. Ekmek ve et de oldukça ürik asit yapar.
Kahve, gazoz yasaktır. Hergün iki üç litre bol su içmelidir. Limon suyu
ve mide sodası vererek idrarın asitliği azaltılmalıdır. Bu sayede ürik
asit taşlarının husulünü önlemek mümkündür. Ürik asidi atmak için
gerekirse allopurinol tedaviye eklenir.
İdrar yolu taşlarının,
bir cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavisi, asırlardır taş
hastalarının ve doktorların en büyük hayali olmuştur. Tamamen vücut
dışından tatbik edilen “şok dalgaları” ile böbrek taşlarını parçalayarak
tedavi konusunda 1976 yılından beri çalışmalar yapılmaktadır. Bu metod,
1980'den bu yana insanlar üzerinde de uygulanmaya başlanmıştır. Şok
dalgalarıyla böbrek taşlarının tedavisi, taşların bir milimetreden küçük
parçalara ayrılması ve bunların üreter yoluyla aniden atılması esasına
dayanır. Taşın üreterden geçişi esnasında ağrılara mani olmak için ağrı
kesiciler uygulanır. Hastanın ağrıları kesilip, taş kırıntıları tamamen
atıldığında, hasta evine gönderilebilir. Henüz sınırlı olarak kullanılan
bu metodla % 90 başarı sağlanıyor. Hastahanede kalma süresinin kısa
olması, hastanın kısa sürede işine dönebilmesi yanında, hastanın
ameliyat korkusunu kaldırması gibi avantajları vardır. Cihaz oldukça
pahalı olmakla beraber, metod gittikçe yaygınlaşan bir tedavi şekli
olarak görülmektedir. |