|
Kolesterol
Kolesterol,
hayvanların vücut dokularındaki hücre zarlarında bulunan ve kan
plazmasında taşınan bir sterol, yani bir steroid ve alkol birleşimidir.
Daha düşük miktarlarda bitkilerde de bulunur. İlk defa 1754'te safra
taşlarında kolesterol bulunduğu için bu maddenin ismi Yunanca chole-
(safra) ve steros (katı) sözcükleri ile kimyadaki -ol ekinden
türetilmiştir. Kolesterol, özellikle hayvansal
gıdalarda bulunur ama vücuttaki kolesterolun ancak ufak bir kısmı gıda
kaynaklıdır; çoğu vücut tarafından sentezlenir. Vücudun her hücresinde
bulunmakla beraber, onun sentezlendiği veya hücre zarlarının daha çok
olduğu organ ve dokularda, örneğin karaciğer, omurilik ve beyinde,
ayrıca ateromlarda, kolesterolun yoğunluğu daha yüksektir. Kolesterol
kanda normalden fazla bulunması halinde damarlarda birikerek damar
sertleşmesine (ateroskleroz) yol açar. Bazen de safra pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol oynar. Kolesterol
pek çok biyokimyasal reaksiyonda yer almasına rağmen özellikle
lipoproteinlerin kolesterolü taşıma biçimleri ve kandaki kolesterol
düzeyleriyle kalp hastalıkları arasındaki bağlantıdan dolayı bilinir.
Vücut, kolesterolü kullanarak hormonlar (kortizol, üreme hormonları), D
vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için
kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda
fazla miktarda kolesterol varsa kan damarlarında birikir ve sertleşmeye
ve daralmaya (ateroskleroz veya arteriyoskleroz) yol açar.
Aterosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir;
akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum gibi maddeler de birikir.
Ateroskleroza halk arasında damar sertliği, damar kireçlenmesi de denir.
Yüksek kan kolesterolünün zararlarından bahsedilirken söz konusu olan
"kötü kolesterol", yani düşük yoğunluklu lipoprotein (İngilizce low
density lipoproteins LDL) tarafından taşınan kolesterol düzeyidir.
Yüksek yoğunluklu lipoprotein (İngilizce high density lipoproteins HDL)
tarafından taşınan kolesterola "iyi kolesterol" denir.
İşlevi Kolesterol, D vitamini ve çeşitli steroid hormonlarının öncülüdür. Ayrıca safra asitleri de kolesterolden sentezlenir. Kolesterol
hücre zarlarının (membranlarının) inşası ve bakımı için gereklidir.
Kolesterol içeren membranlar daha geniş sıcaklık aralığında
akışkanlıklarını korurlar. Kolesterol, yağların sindirimine yarayan
safranın sentezlenmesinde kullanılır. Ayrıca aralarında yağda çözünen
vitaminlerin (A,D, E ve K vitaminleri gibi) metabolizmasında rolü
önemlidir. Aldosteron, testosteron, östrojen ve projesteron gibi steroid
hormonlarının ve kortizolun sentezlerinde yer alır. Başka araştırmalar
kolesterolün sinir hücreleri arasındaki sinapslarda ve bağışıklık
sistemi hücrelerinin işlevlerinde rol oynadığını gösterir. Hücre
membranının yapısına etkisi sonucunda hücre sinyal iletimine ve
membranlardaki iyon ve proton geçirgenliğine de etki eder. Özellikleri Kolesterol suda çok az çözündüğünden kanın sulu kısmında taşınamaz. Kolesterolün
kanda taşınması, suda çözünebilen ve kolesterol ve diğer yağ
türevlerini taşıyabilen lipoproteinler aracılığıyla olur. Bu
lipoproteinlerin yüzeyinde yer alan proteinler, kolesterolün hangi
hücrelerden alınıp hangi hücrelere taşınacağını belirler. Sentezi ve hücre içine alımı Kolesterolün
sentezi. Mavi yazılar enzimleri, kırmızı yazılar da önleyici ilaçları
belirtirVücuttaki kolesterolün çoğu vücut tarafından imal edilir. Günlük
üretimim %20-25'i karaciğerde gerçekleşir, ayrıca, ince bağırsak,
adrenal bezleri ve üreme organlarındaki sentezlenme miktarı diğer
dokulara kıyasla daha yüksektir. Yaklaşık 70 kg ağırlığındaki bir
kişinin vücudunda toplam 35 g kolesterol vardır. Günlük dahili üretim
miktarı 1 g, besin yoluyla alınan miktar ise 200-300 mg'dır.
Bağırsaklara (safra ve besin yoluyla) giren 1.200-1.300 mg'ın yarısı
kana geçer. Kolesterol çoğu hücre ve dokuda HMG-KoA Redüktaz
enziminin başlattığı mevalonat yolu adlı reaksiyon zinciri ile
sentezlenir (sağdaki şekle bakınız). Konrad Bloch ve Feodor Lynen 1964
Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülünü, kolesterol ve yağ asidi metabolizmasının
mekanizması ve denetimi ile ilgili çalışmalarıyla kazandılar. Vücut içinde taşınması Şilomikronlar
kolesterol ve trigliseritleri ince bağırsaktan karaciğere taşır. Bu
kolesterolün bir kısmı besin yoluyla edinilmiştir, bir kısmı ise vücudun
sentezleyip karaciğerden salgıladığı safradan kaynaklanır.
Şilomikronlar taşıdıkları lipitlerin bir kısmını vücuttaki dokulara
bırakıp sonra karaciğer tarafından alınırlar. Şilomikronların kalmadığı
yemek arası zamanlarda ise kolesterolün başlıca kaynağı karaciğerdir.
Karaciğerde üretilen kolesterol ve diğer lipitlerin vücuttaki diğer
dokulara ulaştırılması için çok düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (VLDL)
içinde kana salgılanır. VLDL'de bulunan trigliserit ve kolesterol
hücrelere aktarıldıkça VLDL'in yapısı ve yoğunluğu değişir, önce IDL,
sonra da LDL'ye dönüşür. Bu sürecin sonunda arta kalan kolesterolü
içeren LDL karaciğer tarafından geri alınır. Kandaki LDL miktarının
yüksek olması bu lipoproteinlerin arter damarlarının çeperlerinde
birikmesine yol açar, bu da aterosklerozun ilk aşamasıdır. Yüksek
yoğunluklu lipoproteinler (HDL) ise vücut hücrelerinde sentezlenen
kolesterolü vücuttan atılması için karaciğere taşır. |