Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir.
Nedenleri nelerdir?
Konversiyon
tepkisinin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda
ortaya atılan teorilerden bazıları şunlardır: psikanalitik teoriye göre
konversiyon bilinç dışı çatışmaların neden olduğu sıkıntı sonucu ortaya
çıkar. Başka bir teoriye göre kişi çevresi ile sözel iletişim kuramadığı
durumda sıkıntısını beden dili ile ifade eder. Ortaya çıkan belirtinin
anlamı “ben ruhsal olarak çok sıkıntıdayım, çok acı çekiyorum, bunu
görün ve bunu önemseyin” şeklinde yakınlarına uyarıda bulunmaktır. Bu
anlamın yanında yakınlarına istediğini yaptırmak, kontrolü ele geçirmek
amacını da güdüyor olabilir.
Bazı bedensel hastalıklar sonucunda
bu belirtiler ortaya çıkabilir. Yatkın olan kişilerde ağır bedensel
hastalıkları takiben konversiyon veya somatizasyon belirtileri
görülebilir. Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi yakınların ölmesi,
anne ve babanın boşanması veya ayrılması gibi durumlarda kişilerde bir
yakınının ölmesi gibi yas tepkisi ortaya çıkar bu yas tepkisi normal
sürecini tamamlayıp çözülmediği zaman konversiyon bozukluğu ve diğer
ruhsal bozuklukların görülme olasılığı artmaktadır.
Bu belirtilerin ortaya çıkması ile
hastalarda birincil ve ikincil kazanç elde edilmesi söz konusudur:
birincil kazanç hastanın ruhsal sıkıntısından kurtulması, ikincil kazanç
ise zor bir durumdan hastalığı sayesinde kurtulma veya hasta olduğu
için bazı haklar elde etmesidir.
Ortaya çıkan belirtilerin sembolik
anlamları olabilir. Örneğin görmemesi gereken bir olaya tanık olan bir
çocukta körlük veya işitmemesi gereken şeyleri işiten bir yetişkinde
psikolojik sağırlık gelişebilir. Eski Türk filmlerinde sıkça gördüğümüz
ani gelişen ve kendiliğinden iyileşen körlük ve sağırlıklar genelde bu
türdür. Bu bozukluklarda ortaya çıkan belirtiler aile üyelerinde, yakın
akraba ve komşularda görülen belirtileri taklit edebilir. Örneğin okul
arkadaşında sara olan ve arkadaşının sara nöbetine tanık bir çocukta
konversiyon bozukluğu olduğunda sara benzeri bayılmalar görülebilir.
Annesinde psikolojik kökenli bayılma olan kız çocuklarında bayılma
sıktır. Yine ailenin en küçük kız çocuğunda daha sık bu tür bayılmalar
görülmektedir. Yapılan araştırmalarda bu hastaların yarısından
fazlasında depresyon olduğu görülmüştür. Yine kişilik bozukluğuna
sıklıkla rastlanmaktadır.
Belirtiler nelerdir?
Belirtiler
genelde nörolojik hastalıkları taklit eder, nörolojide görülen bütün
belirtiler psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabilir. Belirtiler genelde
şiddetlidir ve hastanın günlük işleri yapmasında sorunlar ortaya
çıkarır. Belirtilerin uzun süre devam etmesi hastanın kol ve
bacaklarında kaslarda erime ve yapışıklık gibi sorunlar ortaya
çıkarabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
• Bayılma, sara
benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma
görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz. Bayıma sırasında
kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun
sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini,
tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde
ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda
bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir.
•
Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe;
genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenende organik bir neden
bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından
farklıdır.
• Körlük: sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük,
tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir. Göz muayenesi
normaldir.
• Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz.
•
Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamiyle felç
olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir): hasta bedenin
herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır. Kuvvet azlığı veya
kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını
açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip
yer değiştirebilir.
• Bedenin herhangi bir yerinde titreme (tremor)
veya istemsiz beden hareketleri görülebilir. Bu hareketlerin nörolojik
kökenli hareket bozukluklarından ayrılması gerekir.
• Duruş
bozuklukları: hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle
izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür. Bazen duruş ve
yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.
Hastalar genelde hastalıklarına
karşı kayıtsızdır. Güzel aldırmazlık (la belle indiffence) hastalığın
önemli belirtilerinden biridir. Hasta belirtilerinden bahsederken sanki
başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız kalmaktadır.
Belirtiler genelde bedenin sol
tarafındadır. Her türlü ruhsal rahatsızlığın beraberinde bu hastalık
görülebilir, nadir de olsa şizofreni hastalarında da görülebilmektedir.
Nörolojik tanının olması durumunda yine bu tanı konamaz. Altta yatan
bedensel bir hastalık varsa bu belirtiyi açıklıyorsa konversiyon
bozukluğu veya somatizasyon tanısı konamaz. Belirtilerin ruhsal sıkıntı
ile ilgili olduğu gösterilmelidir. Alkol ve madde kullanımına bağlı
ortaya çıkan belirtiler konversiyon bozukluğu olarak tanımlanamaz.
Belirti sadece sürekli ağrı ise konversiyon bozukluğu olarak
tanımlanamaz. Yine belirtinin bilinç dışı olması gerekir. Eğer belirti
hastanın kendi istemi ile ve bilinçli olarak ortaya çıkıyorsa başka
ruhsal hastalıktan söz edilir.
Sıklığı nedir?
Batı ülkelerinde nadir görülen bir hastalık olmasına rağmen yurdumuzda sık rastlanmaktadır.
Toplumda ne sıklıkta olduğu tam
olarak bilinmemektedir, ancak kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla
görülmektedir. Her yaşta görülebilir, çocuklarda da nadiren görülebilir,
sıklıkla ergenlik ve gençlik döneminde ortaya çıkmaktadır. 10 yaşın
altında ve 35 yaşın üstünde seyrek görülmektedir. Ancak araştırmalar
50-60 yaşları arasında hastalığın görülme oranının tekrar arttığını
göstermektedir. Çocuklarda dayak ve cinsel taciz hastalığın görülme
oranını artırmaktadır. Yine anne ve babasında ağır bedensel hastalık
veya ağrı şikayeti olan çocuklarda hastalığın görülme oranı artmaktadır.
Düşük sosyoekonomik seviyede, eğitim düzeyi düşük ve ekonomik durumu
zayıf kişilerde daha sık rastlanmaktadır.
Ayırıcı tanı için yapılması gereken tetkikler nelerdir?
Tanı
konabilmesi için ayrıntılı fiziksel muayene ve gerekirse kan tahlili,
EEG, röntgen veya tomografi gibi ileri tetkiklerin yapılması şarttır.
Bazı araştırmacılar hastalığın pekişmesini önlemek için ayrıntılı tetkik
yapılmasını önermemektedir. İlk yapılması gereken ayrıntılı öykü
almaktır. Belirtiye göre yapılması gereken tetkike karar verilir.
Örneğin bayılma yakınması olan bir hastaya EEG çekilmesi ve kan
tahlillerinin yapılması gerekir. Gözleri görmeyen bir hastada göz
muayenesi, gerekirse bilgisayarlı tomografi veya MR gibi ileri tetkikler
yapılabilir. Tanı konmadan önce belirtiye göre hastanın nöroloji
uzmanı, göz uzmanı, KBB uzmanı gibi değişik uzmanlık alanları tarafından
değerlendirilmesi şarttır. En son danışılması gereken yer
psikiyatridir.
Tedavi nasıl yapılır?
Hastalar
sıklıkla stres yaratan bir durumu takiben gelişen bayılma, dil
tutulması gibi yakınmalarla acil servislere başvururlar. Bu yakınmalarla
başvuran hastalarda belirtiler aksi ispat edilene kadar nörolojik bir
hastalık olarak görülmelidir. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınmalı,
nörolojik ve fiziksel muayenesi yapılmalı gereken radyolojik ve
biyokimya tetkikleri tamamlanmalıdır. Organik bir neden bulunmadığı
taktirde ortaya çıkarıcı stresör öyküsü ile birleştirerek psikiyatri
hekimine danışılmalıdır. Organik bir hastalık bulunmadığında psikiyatrik
hastalık olduğu düşünülüyorsa tedavisi acil değildir. Acil serviste
psikiyatrik tedavi bu hastalar için söz konusu değildir. Tedavi atağı
takiben poliklinik şartlarında gerçekleştirilir. Bu hastalarda
hastalığın pekişmesini önlemek amacıyla ailenin ve çevrenin dikkat
etmesi gereken bazı noktalar vardır. Kişinin iradesi dışında gelişen bu
hastalık hastaya bazı kazançlar getirmektedir. Hasta bu hastalık
sayesinde yapması gereken bazı yükümlülüklerden kurtulabilmekte veya
bazı haklar elde edebilmektedir. Bu tür kazançlar hastalığın
pekişmesine, tekrarlamasına sebep olmaktadır. Bu da tedaviyi
güçleştirmektedir. Yapılması gereken hastaya hastalığı nedeniyle bazı
haklar tanımamak ve hastalık öncesi nasıl davranılıyorsa aynı tutumu
devam ettirmektir. Stres sonrası bayılan ve bunun psikolojik kökenli
bayılma olduğu doktor tarafından onaylanan bir hasta aile ortamında
bayıldığında onu sakin bir odaya alıp yalnız bırakmak hastaya daha iyi
gelecektir. Yurdumuzda bu tür hastalara soğan koklatılır, kolonya ile
elleri ve yüzü ovulur, çevredeki herkes hastanın başına toplanır. Bu
hastaya yardımcı olmak yerine stresini daha da artırmaktan başka işe
yaramaz. Tedavinin kısa sürede başarıya ulaşması için ailenin doktorla
işbirliği içinde olması şarttır.
Değerlendirme sonrası ilaç
tedavisi, psikoterapi önerilebilir. Bazı hastalarda belirtiyi yorumlamak
ve ortadan kaldırmak amacıyla hipnoz denenebilir. Ancak altta yatan
sorun düzeltilmediği sürece bir belirti hipnozla ortadan kalksa da
yerini başka bir belirti alacaktır.
Klinik seyir nedir?
Bu belirtiler nedeni ile hastaların aile, iş ve sosyal yaşamlarında sorunlar ortaya çıkar ve performanslarında düşme görülür.
Pek çok hastada belirtiler zamanla
kendiliğinden kaybolur. Belirtilerin kolayca ortadan kalkabilmesi için
öncelikle hastanın ikincil kazançlarının ortadan kaldırılması gerekir.
Örneğin psikolojik kökenli bayılması olduğu için evde iş yaptırılmayan,
her istediği yerine getirilen bir genç kızda belirtinin kolayca ortadan
kaldırılması beklenemez. Bu hastalarda hastalığın kalıcı olmaması için
hastalığın hastaya kazanç sağlamasını önlemek gerekir, bunun en iyi yolu
da hastalık öncesi hastaya nasıl davranılıyorsa aynı şekilde devam
etmektir. Tedavide ailenin doktorla işbirliği içinde olmasının tedavinin
başarısı açısından büyük önemi vardır. Belirtilerin aniden ortaya
çıktığı durumlarda, o dönemde kişi ağır stres altında ise ve belirtiler
bu nedenle ortaya çıkmışsa, altta yatan başka psikiyatrik hastalık veya
bedensel hastalık yok ise sonuç genelde iyidir. Hastaların %25 inde ise
tedaviye rağmen belirtiler devam edebilir. Konversiyon hastalarının
1/3’ünde bayılma belirtilerinin yanında bedensel belirtiler de olur ve
bu belirtiler somatizasyon bozukluğu olarak adlandırılır.